Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

  

  birkaç iskambil kağıdından çok daha fazla tanımlı bir şey olmalı hayat... tekrar soruyorum, elinde ne var?

 

   öyle ya da böyle günler hep akar... arada dünyaya dalışlar... her dalışta ince ince sızılar... alışkanlık antrenmanları... bir yerlerde bir şeyleri hep beklemeler... REM’in kliplerindeki, "arayış ama oturup bekleyiş insanlarının" o soluk gözleri gibi... anlamak istemediklerim... insan yüreklerinin rengine bürünmüş kirli yağmur suları... ruhlara saplanan keskin tırnaklar... kocaman ellerde minik kalmış silgiler, ne yapacağını bilmeyen minik ellere tutuşturulmuş kocaman silgiler... kulaklarımı çınlatan kahrolma çığlıkları... gözlerde hep aynı acı... aynı hırs... aynı kötülük... aynı ıslaklık... aynı “anlamıyorum”lar... “birileri beni kurtarsın”lar... aynı mavi yuvarlağın içinde örtü altı, duman altı, binlerce yüz altı, bulanık, “sevgi verme”siz ve tam da bu yüzden “sevgi alma”sız hayatlar... bizlere olgunlaşmak zorunda kalan bir acıyla, çokça da şaşkınlıkla bakan çocuklar... “biz neden buradayız, neden bize gösteriyorsunuz bunları, ne yaptık?”  kim gösteriyor, kime gösteriyor, ne gösteriyor ve tekrar kim gösteriyor, bu döngü kimlere kadar gidiyor? hepimiz birbirimize gösteriyoruz işte, artık cevap olduğuna göre, hadi değişsin her şey...

   küçük de olsa bir sarılma... her yan ürkek dokunulmayanlar... bıraksalar, ah bıraksalar, sular selleri ağlayacak tüm dünya, kana kana, bağıra çağıra, yüzyılların tüm irinleri yüreğinden akana kadar ağlayacak...

 

   ya sonra?

 

   tekrar soruyorum, elinde ne var?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
.

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »